1- Öğrenci Kolektifleri nasıl bir örgüttür?

Öğrenci Kolektifleri üniversite öğrencileri tarafından kendi yaşadıkları sorunları çözmek için kurulan mücadele örgütüdür. Öğrenci Kolektifleri bağımsız, meşru, militan, kitlesel, demokratik kitle örgütüdür. Faşizme, ırkçılığa, gericiliğe, emperyalizme, neoliberalizme karşı olan üniversitelilerin bir araya geldiği bağımsız öğrenci hareketidir.

2- Öğrenci Kolektifleri ne zaman, nerede kuruldu?

Öğrenci Kolektifleri ilk olarak, 2006 yılında İTÜ’de kuruldu. Ardından tüm Türkiye üniversitelerinde hızla yaygınlaşmaya başladı. Ancak bu başlangıç bir anda olmadı. Kolektif’i Kolektif yapan, üniversite öğrencilerinin 2 yıl boyunca okul okul, amfi amfi, kantin kantin gerçekleştirdiği ve “Nasıl bir üniversite örgütü olmalı?” sorusuna cevap bulmayı amaç edindiği çalışmalardı. Bu çalışmalarda tüm üniversite öğrencilerinin katkısı ve pratik çalışmalar Kolektif’in ön hazırlıklarını oluşturdu.

3- Öğrenci Kolektifleri’nin temel olarak mücadele ettiği konular nelerdir?

Kolektiferin mücadele ettiği birçok konu var. Ancak kısaca temel mücadele başlıklarından bahsedecek olursak, Kolektifler başta üniversitelerin piyasalaştırılmasına karşı parasız eğitimi savunur. Günümüzde eğitim piyasacı uygulamalarla bir hak olmaktan çıkarılmıştır. Zorunlu olarak alınan kayıt paraları harçlar ile ulaşım, barınma, beslenme, ders kitapları gibi üniversite eğitiminin devamını sağlayacak olan temel ihtiyaçlar paralı hale getirilmiştir. Öğrenci Kolektifleri eğitimin temel bir hak olduğunu savunur ve herkese eşit parasız bilimsel nitelikli anadilde eğitim için mücadele eder.

Üniversiteler bilim yuvalarıdır. Üniversite de üretilen bilimin patronların değil halk yararına üretilmesi gerekir. Öğrenci Kolektifleri bilimin halk yararına üretilmesi için parasız eğitim mücadelesi verir. Bugün üniversitelerimiz gericilik tehdidi altındadır. Bugün Türkiye’nin birçok üniversitesinde mescit toplulukları, İHH gibi gerici kanallarla kendilerini var etmeye çalışan, çeşitli cihatçı çeteleri açıkça destekleyen  ve doğrudan üniversitenin muhalif, ilerici yapısına saldıran kurumlar siyasal İslami örgütleme çabası içindedirler. Ancak gericiliğin hüküm sürdüğü bir üniversitede bilimden, akıldan bahsedilemez; yani üniversite ile gericilik yan yana gelemez. Öğrenci Kolektifleri de üniversitelerde gericiliğe karşı bilimi aklı ve özgürlüğü savunur. AKP’nin üniversiteleri arka bahçesine dönüştürmek istemesine karşı üniversitelerin bağımsızlığını savunur.

Öğrenci Kolektiflerinin mücadele ettiği bir başka başlık ise emperyalizm ve ülkemizdeki işbirlikçileridir. IMF, Dünya Bakası gibi emperyalist kurumların işbirlikçi AKP eliyle uygulamaya çalıştığı sömürü programları ile halkın eğitim sağlık su enerji gibi en temel ihtiyaçları piyasalaştırılarak Türkiye halkları yoksulluğa mahkûm edilmektedir. Öğrenci Kolektifleri emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine karşı mücadele ederek tam bağımsız Türkiye’yi savunur.

Emperyalizm tüm dünya halklarını tehdit etmektedir. Emperyalizm yıllardır dünyanın birçok bölgesinde gerçekleştirdiği sömürü savaşlarıyla dünya halklarına kan gözyaşı ve ölümü getirmiştir. Kolektifler emperyalizmin tüm dünyada uyguladığı politikalara karşıdır ve barışı ve dünya halklarının kardeşliğini savunur.

Cinsiyetçi-kadın düşmanı politikalar, LGBTİ+ mücadelesi ve heteronormatif eğitim Öğrenci Kolektifleri’nin mücadele başlıklarından bir tanesidir. Kadınlar ve LGBTİ’ler hayatın her alanında tacize, şiddete ve tecavüze maruz kalmaktadır. Kimliğinden ötürü erkek egemen sistemin kadınlara, LGBTİ+’lere yönelik saldırıları bizzat iktidar eliyle örgütlenmektedir. Tayyip Erdoğan ve şürekasının verdiği her fetva kadınlara ve LGBTİ+’lere birer saldırı olarak geri dönmektedir. Erkeklere cesaret veren kadın düşmanı söylemler Aile Bakanlığı’ndan, Diyanet İşleri Başkanlığı’na kadar her devlet kurumu tarafından perçinlenmektedir. Öğrenci Kolektifleri, kadın düşmanı – nefret dolu bu zihniyete kadın özgürlük mücadelesini ve LGBTİ haklarını savunmaktadır.

Öğrencilerin söz ve karar hakkının esas olduğu demokratik üniversite mücadelesi Kolektifler’in temel mücadele başlıklarından bir diğeridir. Son olarak Kolektifler, üniversitelilerin “değiştirme” gücünü harekete geçirerek, toplumsal muhalefetin en dinamik gücünü oluştururlar. Binlerce üniversitelinin ortak aklıyla geliştirdiği muhalefet ile ülkedeki siyasi, toplumsal gelişmelerin doğrudan öznesi olmayı hedefler.

4- Kolektifler’in herhangi bir siyasi parti veya kurumla ilgisi var mıdır?

Öğrenci Kolektifleri’nin siyasi parti veya bir örgütle organik ilişkisi yoktur. Kolektifler tamamını üniversitelilerin oluşturduğu, bağımsız bir demokratik kitle örgütüdür. Ancak Kolektifler, aynı zamanda birçok demokratik kurum ve halk örgütü ile iletişim halindedir ve ortak hareket etme hedefini taşır.

5- Öğrenci Kolektifleri’nin işleyişi nasıldır?

Kolektifler’in temel gücü fakültelerdeki yerel birim çalışmalarına dayanır. Bu alanlarda Kolektifler haftalık herkese açık çağrılı toplantılar gerçekleştirmektedir. Bu toplantılarda tüm üniversiteliler eşit söz sahibidir ve bu toplantılarda alınan kararlar İl Birim Koordinasyonu toplantılarında önerilir ve tartışılır. Aynı zaman da bu yerel birimler Türkiye genelinde yılda 4 defa Türkiye Birim Koordinasyon’u olarak toplantı alır. Ayrıca sene de bir defa tüm üniversitelilere açık olan Türkiye Üniversiteler Meclisi toplantısı yapılır.

6-  Öğrenci Kolektifleri’nin yayın organları nelerdir?

Kolektifler’in 2006’da çıkardığı Üniversite Araştırma Dosyası, her hakkın paralı hale getirilmesini üniversitelerin sorunlarına çözüm olacak ilaç diye sunanların karşısında, üniversitenin tam içinden üniversite gerçeğini anlatıyor. Dosyada üniversitelerin temel sorunları yer alırken parasız eğitim, demokratik üniversite modelinin nasıl olması gerektiği de belirtilmiştir.

Kolektifler’in güncel siyaseti ve üniversitenin gündemini takip eden, aylık 10 bin adet basılan, 40’ın üstünde üniversitede dağıtılan “Üniversiteli” gazetesi de bu üretimler arasındadır.

www.kolektifler1.net sitesi Kolektif birimlerinin haberlerinin yanı sıra güncel makalelerin bulunduğu iletişim araçlardan biridir. Ayrıca facebook ve twitter gibi sosyal medyada güncel resmi sayfaları bulunmaktadır. Birçok üniversitede kampüste fakültelerde çıkartılan fanzin, broşür ve dergilerle zengin yerel üretimin olduğu yayınlara da sahiptir.

7- Öğrenci Kolektifleri’nin bugüne kadar elde ettiği kazanımlar nelerdir?

Öğrenci Koletifleri üniversitenin sorunlarına karşı mücadelesiyle her defasında üniversitenin gerçek temsilcisi olduğunu kanıtlıyor. Kolektif’in birçok üniversitede kayıt parası, ulaşım, yemekhane, yurt ücretleri ile ilgili onlarca kazanımı vardır. Üniversite yönetimleri korkularından yeni zamlar ve düzenlemeler yapamaz duruma gelmiştir. Kolektif’in Türkiye genelinde de önemli kazanımları olmuştur. 2009’da Kolektifler harçlara yapılması planlanan %500’e varan zamları, ülke genelinde yürüttüğü mücadele ile geri çektirmiştir. Yine 2009’da İstanbul’da ulaşım zamları metrobüs duraklarında yapılan, binlerce kişinin katıldığı turnikeden atlama eylemleriyle geri çektirilmiştir. 2012 yılında üniversiteyi ticarethane haline getirmek için getirilmek istenen YÖK yasa tasarısı üniversite muhalefetiyle engellenmiştir. Ayrıca Öğrenci Kolektifleri, 2015 yılında Tayyip Erdoğan’ın yine öğrencilere ödetmeye çalıştığı saray masraflarına karşı ortaya atılan ve uygulanmaya başlanan Katlamalı Harçları geri çektirmiştir. Türkiye’nin dört bir yanından gelen üniversitelilerle Saray’ın ve YÖK’ün kapısına dayanan üniversiteliler, tüm üniversitelerde kurduğu dayanışma ağı ile Tayyip Erdoğan’a bir kez daha geri adım attırmıştır.  Öğrenci Kolektifleri aynı zamanda tüm Türkiye üniversitelerinde birçok yerel sorun için kampanyalar sürüyor. 2016 yılında Kocaeli Üniversitesi’nde bütünleme hakkının gaspına karşı eyleme geçen üniversiteliler, bütünleme hakkını geri almış ve yandaş Rektör Hülagü’ye geri adım attırmıştır. Yine 2016’da Öğrenci Kolektifleri’nin İTÜ Maçka Kampüsü’nde başlattığı direnişle iş makineleri Maçka’dan kovularak yeşil alanın yıkımı durdurulmuştur.

8- Öğrenci Kolektifleri’ne nasıl katılabilirim?

Parasız eğitim ve demokratik üniversite isteyen; ırkçılığı, faşizmi ve gericiliği savunmayan her üniversiteli Kolektifler’in kampüs ve fakültelerdeki yer alan masalardan Kolektifler’le iletişime geçebilir. Ayrıca İnternet üzerinden (kolektifler1.net, Kolektifler facebook ve twitter resmi sayfalarından) ve duyurulan iletişim numaralarında iletişime geçilebilir. Kolektifler, 40’ın üzerinde üniversitede kurumsal olarak mücadele etmektedir. Birçok üniversitede bütünlüklü bir şekilde varlık gösteren Kolektifler, üniversitenin içinden bağımsız bir öğrenci örgütüdür. Yani bir üniversite yurdunda, fakültesinde ya da amfilerinde Kolektif birimlerine rastlamak çok kolaydır.

9- Öğrenci Kolektifleri’nin çalışmasının bulunduğu yerler nerelerdir?

Öğrenci Kolektifleri Edirne’den Sivas’a; Denizli’den Trabzon’a 25 ilde 40’ın üzerinde üniversitede örgütlü mücadele etmektedir.

10 – Öğrenci Kolektifleri’nin Öğrenci Temsilciler Konseyi hakkında görüşleri nelerdir?

Tayyip Erdoğan’ın rektörlerle yaptığı Dolmabahçe toplantıları ve sonraki süreçte ön plana çıkan üniversite muhalefeti ile birlikte, daha önceden üniversitelerde esamisi okunmayan ÖTK’lar da gündeme geldi. AKP iktidarı, yükselen üniversite muhalefetinin etkisiyle köşeye sıkışmış, bu noktada üniversitenin taleplerini dinleme zorunluluğuyla ÖTK’ları devreye sokmuştur.

YÖK tarafından kurulmuş, ÖTK’ların gerek tüzüğü, gerek temsil gücüyle ve etkisiyle üniversitelileri temsil ettiği söylenemez. Hiçbir siyasi partiye üye olmayan, hiçbir şekilde yükseköğretim cezası almamış kişilerin seçildiğini; kantin zamlarına karşı afiş astığı için ceza alan yüzlerce öğrenci olduğunu düşünürsek, bu yönüyle hakkını arayan öğrencilerin en baştan elendiği bir sözde temsilcilik statüsü yaratılmaktadır.

Tüm üniversiteyi temsil etme iddiasındaki bu isimleri ne seçim aşamasında ne de sonrasında üniversitelilerin duymaması ve bilmemesi, 5 oyla seçilen temsilcilerin olması, özellikle Anadolu üniversitelerinde tehdit ve baskıyla faşistlerin veya cemaat üyelerinin temsilcilik makamına oturtulması, ÖTK’ların üniversitelileri temsil etmekten çok uzak, iktidarın sahte demokrasi oyunlarının dönemsel ve küçük bir parçası olduğunun göstergesidir.

Son olaylarda, bugüne kadar, üniversitelerde, üniversitenin paralı eğitim, soruşturma ve cezalar, baskılar gibi hiçbir somut sorununa çözüm üretmeyen aksine bu sorunlara karşı bir şeyler yapanları marjinal ilan eden ÖTK’larla karşılaştık. Bu nedenle ÖTK’lar bugün üniversitelilerin düşüncelerinin yok sayıldığı bir ortamda; gerçek söz, yetki, karar hakkının önünde bir engeldir.

11- Öğrenci Kolektifleri’nin ana dilde eğitim hakkındaki görüşleri nelerdir?

Hangi aşaması olursa olsun, sonradan öğrenilen bir dilde alınan eğitimden %100 verimin alınması imkânsızdır. İlkokuldan başlayarak öğrenme güçlüğüne sebep olmanın yanında dışlanmaya, başarısızlığa sebep olur. Bu durumda bilimsel üretimin yapıldığı bir mekân olan üniversitede anadilde eğitim yapılamaması engeli kaldırılmalıdır. Birçok devlet üniversitesinde İngilizce eğitim yapılması, tam verimli bilimsel üretimin önünde ciddi bir engeldir ve bir zorunluluk olmaktan çıkarılmalıdır. Aynı doğrultuda başta Kürtçe olmak üzere, Anadolu’daki tüm halkların dillerinin gelişimi ve yaygınlığını koruyabilmesi için anadilde eğitim hakkı sağlanmalı, üniversitelerde tüm dillerin gelişimi için özel çalışmalar yapılmalıdır. Öğrenci Kolektifleri Türkiye halklarının kültürlerini koruyabildiği ve gelişe-bildiği bir durumda barışın ve kardeşliğin sağlanma ve güçlenme olanağı bulacağına inanır.

12- Öğrenci Kolektifleri neden AKP karşıtı mücadeleyi ön planda tutmaktadır?

Bu soruyu cevaplamaya AKP’yi nasıl tariflediğimizi açıklayarak başlamak gerek. İktidarda olduğu yaklaşık 13 yıllık süreçte AKP, sıradan bir parlamento partisi olmanın çok ötesine geçmiştir. Medyadaki dönüşüm, devlet kurumlarındaki kadrolaşma, YÖK kadrolarıyla beraber üniversitelerde giderek artan gerici, piyasacı dönüşüm, Tayyip Erdoğan eli ile beslenen cihatçı çeteler, Kürt halkına yönelik sürdürülen savaş ve daha birçok alanda AKP’nin yapılandığı gözlenmektedir.

AKP iktidarında, sağlık, eğitim, barınma gibi sosyal devlet tanımında hak olan bütün hizmetler büyük oranda özelleştirilerek paralılaştırılmış, yapılan zamlar yüzünden halk giderek yoksullaştırılmış, işsizlik çığ gibi büyümüştür. Kamusal alandaki gerici kadrolaşma giderek artmış, bu uğurda nitelikli kamusal hizmet yok edilmiştir. Başta Tayyip Erdoğan’ın yaptığı açıklamalarla olmak üzere, sanat, medya, spor gibi alanlar da bu diktatörlük düzeninden nasibini almaktadır. Gazeteciler ve akademisyenler tutuklanmakta, kendisi gibi olmayan herkese yönelik sürdürdüğü kıyım politikaları, Başkanlık tartışmaları, kendi eli ile beslediği cihatçı çetelerin ülkenin her yerinde yaptığı katliamlar Tayyip Erdoğan’ın diktatörlüğünü ortaya koymaktadır. AKP politikalarına üniversite özelinde bakacak olursak benzer saldırıları görmemiz zor olmayacaktır. Tayyip Erdoğan bugün, yıllarca giremediği üniversitelerde şimdiler de gerici ve faşist çeteleri harekete geçirmeye çalışmakta, yandaş Rektörleri ile baskı politikalarını sürdürmekte, polis işgalleri ile üniversiteleri abluka altına alma çalışmaktadır. En son akademisyenler barış bildirisine imza atması ile yüzlerce akademisyeni “vatan haini” ilan etmiş, evlerine baskınlar düzenlenmesi sağlamış, gözaltı ve tutuklamalar yaşanmıştır. Ayrıca Tayyip Erdoğan’ın saldırıları faşistlerin de akademisyenleri tehdit etmesine, kapılarının ve odalarının işaretlenmesine sebep olmuştur.

Saydığımız bu gerekçeler ışığında insanca yaşamı, parasız eğitimi, halk için bilimi, demokratik hakları savunmak ve bunun için bir şeyler yapmak istediğimizde karşımızdaki tek ve bütünlüklü muhatap AKP iktidarı olacaktır. Bu nedenle mücadele çizgisini oluştururken AKP karşıtlığını önümüze koymak, üniversitenin topyekûn bu mücadele çizgisinde özneleşmesini sağlamak öncelikli politik hedefimizdir.

13- Öğrenci Kolektifleri için kadın sorunu nasıl bir sorundur?

Öğrenci Kolektifleri kadın sorununu sistemli bir erkek egemenliği ve bu egemenliğin yarattığı eşitsizlikler bütünü olarak kabul eder. Burada bahsedilen tek tek erkeklerin kadınların üzerinde egemenlik kurması sorunu değildir. Kadınlar ülkemizde taciz, tecavüz ve erkek şiddetinin birçok biçimiyle karşılaşmaktadır. Bu saldırılar erkek egemenliğinin sürdürdüğü politika ile birlikte her gün onlarca kadının katledilmesine sebep olmaktadır. Toplumun her kesimine dayatılmaya çalışılan gerici politikalardan, bir kimliğe yönelik sürdürülen savaşa kadar kadınlar nasibini almaktadır. Devletin her kurumunun kadın düşmanı söylemi, verilen fetvalar kadınların hayatına mal olmaktadır. Diğer taraftan kadınların her gün karşılaştığı taciz, şiddet gibi sorunlar ise sürmekte ve kadınlar yaşam hakkı mücadelesi vermektedir. Bu noktada Öğrenci Kolektifleri kadın sorununu mücadelenin öznesi olan kadınların sürdürebileceğini söylemekte ve erkek egemen zihniyetine karşı kadın özgürlük mücadelesini benimsemektedir.

14- Öğrenci Kolektifleri’nin sahiplendiği bir gelenek var mıdır?

Kolektifler Türkiye’de gençlik mücadelesi tarihinin bütününü sahiplenir. Kolektif fikrinin oluşmasında, Kolektif’ in her adımında bu tarihin izleri vardır. 60’lı yılların sonunda emperyalizme karşı yükselen ve ‘’Tam Bağımsız Türkiye’’ diyen Dev-Genç mücadelesi, yine 70’li yıllarda faşizme karşı mücadelenin dinamosu olmuştur.

Gençlik mücadelesi ‘80 sonrası darbenin yarattığı baskı ortamına karşı başkaldırmış “Özal Diktatörlüğüne Karşı Demokrasi’’ için mücadele etmiştir. Dernekler süreci ve eğitimin piyasalaştırılmasına yönelik ilk ciddi başkaldırı hareketi olan 95 Koordinasyon Hareketi Kolektifler’in özel olarak sahiplendiği ve ilham aldığı örneklerdir.

15- Öğrenci Kolektifleri toplumsal olaylara karşı nasıl hareket eder?

Kolektifler ezilen, hakları için mücadele eden her kesimle dayanışma içerisindedir. Bunun en somut örneklerinden biri; Ankara’nın göbeğinde direnen Tekel işçileriyle gösterdiği dayanışmadır. Özellikle Ankara’da direniş boyunca her gece işçilerle sabahlamış, Türkiye’nin dört bir yanında da yapılan eylem ve etkinliklere katılmış, bu mücadeleyi üniversitelerde yaptığı eylem ve etkinliklerle üniversiteye de duyurmaya çalışmıştır. Bunun dışında taşeron sağlık işçilerine destek olmuş, Tuzla tersanelerinde yaşanan ölümlere karşı sessiz kalmamış, hidroelektrik santrallere karşı mücadele eden köylülerin yanında olmuştur.

201 yılında halkın biriken öfkesinin sokağa taşındığı Haziran İsyanı’nda Öğrenci Kolektifleri, sokakta yerini almıştır. Direnişin içinden, park forumlarına kadar her alanda sözünü söyleyen ve yer alan Öğrenci Kolektifleri üniversitelerde de bu mücadeleye ses vermiştir. Kürt halkına yönelik sürdürülen kirli savaşa karşı Kobane Direnişi’ne batıdan ses vermiş ve kardeşliği yükseltmiştir. Berkin Elvan’ın öldüğü gün, Soma katliamı, Ankara Katliamı gibi birçok toplumsal olayda üniversitelerde öncülük etmiş, boykotlar örgütlemiştir.

Kolektifler nükleer santral yapılması planlanan Sinop-Akkuyu halkıyla ve füze kalkanının inşa edileceği Malatya-Kürecik halkının yanında olmuştur. Artvin Cerattepe’de doğanın talanına karşı halkın yanında yerini almış, militan bir direniş çizgisi örgütlemiştir. Kolektifler toplumun hakkını arayan kesimleriyle omuz omuza mücadele etmeyi aydın bir üniversiteli olmanın sorumluluğuyla zorunluluk bilir.

16- Öğrenci Kolektifleri nasıl bir eylem tarzına sahiptir?

Öğrenci Kolektifleri bütün eylemlerinde, amacını ve taleplerini en açık şekilde ifade edebilecek yöntemleri tercih eder. Yapılan eylemin meşruluğuna, geniş kitleler tarafından benimsenmesine önem verir. Bu meşrulukla, kararlı ve ısrarcı eylem tarzlarını da tercih eder. 2011’de Dolmabahçe’den Erzurum’a kaçırılan Tayyip Erdoğan gençlik buluşması toplantısına gerçek temsilciler olarak katılma kararlılığı ile Erzurum’a gitme iradesi bu eylem tarzına bir örnektir. Oldukça yaratıcı, dikkat çekici ve kamuoyunda ses getiren ve kazanım elde etmeye dönük eylem modelleri Kolektif’in eylem tarzını oluşturur.

Özellikle Burhan Kuzu’yla oldukça gündeme gelen Kolektif yumurta şenlikleri üniversitenin taleplerini kamuoyunun gündemine taşıyan, üniversitenin tamamında sempati uyandıran yaratıcı ve akılcı bir eylem modeli olmuştur. Tüm üniversitelerde renkli, ses getiren ve üniversitenin tamamının sahiplendiği ve kazanımlarla sonuçlanan onlarca eylemi vardır.

Öğrenci Kolektifleri son dönemde kaçak saray önünde yapılan karpuz toplu eylem ve Beyaz Show’da açılan ‘Ayşe Öğretmen benim’ pankartıyla yaratıcı eylem tarzını bir kez daha göstermiştir.

17- Öğrenci Kolektifleri yaz aylarında ne yapar?

Öğrenci Kolektifleri yıllardır tüm Türkiye’den üniversitelilerin katıldığı Kolektif Yaz Kampı’nı düzenliyor. 1 hafta boyunca birlikte üretip birlikte eğlenilen yaz kampında sinema, tiyatro, müzik, resim, halkoyunu gibi birçok atölyenin yanı sıra, güncel konuların da tartışıldığı akademik atölyeler gerçekleştiriliyor. Bu atölyelerde birçok sanatçı ve bilim insanı üniversitelilere eşlik ediyor. Her yıl yüzlerce üniversitelinin katıldığı bu kampta, turnuvalar, açılış ve kapanış şenliklerinin yanı sıra deniz keyfi ve kamp boyunca düzenlenen konserler bir yılın yorgunluğunu unutturuyor.

Öğrenci Kolektifleri ayrıca 8 yıldır birçok ilde, yoksul mahallelerde alternatif yaz okulu gerçekleştiriyor. ‘Okumuş insan halkın yanındadır’ diyerek üniversitelileri yoksul mahallelere çağıran Kolektifler, 8 yıldır binlerce çocuğa ulaşan kampanyası ile parasız eğitimin mümkün olacağını da kanıtlıyor. Kolektifler’i yüzlerce üniversiteliyle yürüttüğü “Okumuş insan halkın yanındadır”” kampanyasını aynı zamanda toplumsal gericiliğe karşı da yeniden değişim aydınlanma aracı olarak görüyor. Ayrıca Kolektifler bu kampanya kapsamında birçok mahallede çocuk kitaplığı kurdu, parklar ve oyun alanları yaptı. Geçtiğimiz yıllarda madenci katliamının yaşandığı Ermenek’te ve savaşın sürdüğü Suruç’ta yeni yıla çocuklarla giren Kolektifler, aynı zamanda yine madenci katliamının yaşandığı Soma’da çocuklarla yaz okulunda buluştu.

18- Öğrenci Kolektifleri üniversitelerdeki sosyal ve kültürel yaşam hakkında ne düşünür?

Kolektifler, üniversitedeki sosyal ve kültürel yaşamın gerici, rekabetçi, kariyerci, piyasacı bir şekilde dönüştürülmesine karşı mücadele eder. Üniversiteyi bir yaşam alanı olarak gören Kolektifler bir çok üniversite topluluğu ve kulüplerle ortak hareket eder. Bu doğrultuda Kolektifler üniversitelilere dayatılan egemen eğlence anlayışının yerine alternatif bahar şenlikleri düzenler.

Kolektifler düzenlendiği tiyatro ve müzik atölyeleriyle üniversiteliler için sosyal, kültürel alanlar açıyor. Uluslararası Gençlik Filmleri Festivali ise bu noktada atılmış önemli bir adımdır. Birçok aydın, sanatçı ve sinemacının desteklediği festival açılış şenliklerinde ve filmlerin gezdiği fakültelerde 15 bin üniversiteliyle buluşuyor. Ayrıca Gençlik Filmleri Festivali kapsamında Kolektif Sinema’nın kendi üretimi olan “ODTÜ Ayakta, Ali: Düşlerinde Özgür Dünya ve Soma” belgeselleri bulunmaktadır.

19-Öğrenci Kolektifleri’nin maddi ihtiyaçlarını kim karşılıyor? Örneğin; afişler ve bildiriler nasıl basılıyor?

Bağımsız kitle örgütü olan Öğrenci Kolektifleri gücünü tüm üniversitelilerden alır. Kolektiflerin yaptığı çalışmaların fikri emeği üniversitelilere ait olduğu gibi çalışmaların ekonomik giderleri de üniversitelilerin kendi iç dayanışması ile karşılanır.

20- Öğrenci Kolektifleri YÖK hakkında ne düşünür?

YÖK üniversiteler üzerinde baskı-denetim politikalarıyla, sermaye yanlısı politikalarla 30 yılını dolduran bir darbe kurumudur. 2007 yılına kadar AKP’nin kavgalı olduğu bir kurum olan YÖK Abdullah Gül’ün başkanlık koltuğuna Yusuf Ziya Özcan’ı oturtmasıyla bu kez de AKP’nin üniversiteler üzerindeki uzaktan kumandası olmuştur. AKP’nin elinde YÖK Türbanının üniversitelere girişi, katsayı gibi üniversitelerin gerici dönüşümü doğrultusunda kararlara imza atmış, üniversitelerde AKP kadrolaşmasını büyük ölçüde sağlamıştır. 2012 yılında getirilmek istenen ancak üniversitelilerin muhalefetiyle engellenen yeni YÖK yasa tasarısıyla üniversiteler ticarethaneye dönüştürülmek istenmiştir

Bugün ise ülkenin her kurumunda olduğu gibi YÖK de bizzat Saray eli ile yönetilmektedir. Doğrudan Tayyip Erdoğan’ın sözüyle hareket eden YÖK’ün yankı uyandıran hamlesi Saray masraflarını karşılamak uğruna katlamalı harçların getirilmesi olmuştur. YÖK Başkanı Yekta Saraç’ın üniversitelerdeki yaşanan saldırılara karşı tek bir söz bulunmamaktadır. Üniversitelere uygulanmak istenen piyasacı, gerici, kadın düşmanı projeler dışında hiçbir işlevi bulunmayan YÖK’ün üniversitelere dair herhangi bir ilerici, bilim üreten bir konu ile ilgisi bulunmamaktadır.

21- Öğrenci Kolektifleri Kürt Sorununu nasıl değerlendirir?

Kürt sorunu Türkiye’nin en önemli demokrasi sorunlarından bir tanesidir. Yıllar boyunca Kürt halkının kültürel hakları yasaklanmış kimliği inkâr edilmiştir. Bugünde Kürt halkının insanca yaşaması için gerekli olan kültürel ve ekonomik hakları elinden alınmaktadır. Kürtler bu nedenle hem kimliklerinden ötürü hem de neoliberal politikalar sonucu yoksul bırakılarak, iki defa ezilmektedir. Bunun için Kürt sorunu ezilen halk sorunudur.

7 Haziran seçiminde HDP’nin barajı aşması ve Tayyip Erdoğan’ın hayali olan Başkanlığı engellemesi ile Tayyip Erdoğan ve Saray eli ile Kürt halkına yönelik kirli bir savaş başlatılmıştır. Birçok ilde uygulanan sokağa çıkma yasakları ile birlikte yüzlerce insan kimlikleri hedef alınarak katledilmiştir. Bu savaş esnasında panzer arkasında bedenleri sürüklenen insanlar, çıplak bedenleri teşhir edilen kadınlar, bedenleri buzdolabında saklanmak zorunda kalan çocuklar ve günlerce ölü bedenleri sokakta bekleyen yaşlı insanlar olmuştur.

Tayyip Erdoğan’ın başkanlık hevesi ile Kürt halkına yönelik başlattığı savaş bombalar, katliamlar ile sürmektedir. Aynı zamanda Kürt siyasetçilere yönelik siyasi bir kıyım politikası yürütülmekte, halkın seçtiği millettekileri, belediye başkanları tutuklanmaktadır. Bu kirli savaşın her zaman tetikte bekletildiği halklar arasına kin nefret tohumlarının ekildiği bir dönemde Öğrenci Kolektifleri olarak Barışı savunmayı, Halkların kardeşliğini savunmayı bir borç biliyoruz. Ülkemizde ırkçılığa, şovenizme, faşizme, savaş çığırtkanlığına karşı Barışı savunmaya devam edeceğiz.

22- Öğrenci Kolektifleri’nin Başkanlık sistemi hakkında düşünceleri nelerdir?

Özellikle 7 Haziran seçimlerinde HDP’nin barajı aşması ile Tayyip Erdoğan’ın tek hayali olan Başkanlık sistemi gerçek anlamda bir hayale dönüşmüştü. Ancak bunu hazmedemeyen Tayyip Erdoğan, Saray eli ile yürüttüğü Türkiye halklarına yönelik kirli savaş politikası ile birlikte bu hayalini gerçekleştirmek için her yolu deniyor. Bugün ülkede Erdoğan yaptığı fiili darbeyle başkanlık sistemini de fiili olarak sürdürmektedir. Köşeye sıkışan Tayyip Erdoğan elindeki tüm kozları kullanarak halklara saldırmakta, tüm zor aygıtlarını harekete geçirmektedir. Aynı zamanda yasal anlamda bu gerçekliği ortaya koymak isteyen Saray siyaseti için referandum gibi öneriler ortaya atılmaktadır.

Öğrenci Kolektifleri olarak Tayyip Erdoğan’ın Başkanlık sistemi hayalinin diktatörlük hevesinin bir sonucu olduğunu ve ülkeyi tek elden yönetmek kaygısı olduğunu düşünüyor ve buna karşı var gücümüzle mücadele edeceğimizi söylüyoruz.